SİRKÜLER
ÖZELGE / VUK&2017&001

T.C.

GELIR IDARESI BASKANLIGI

ISTANBUL VERGI DAIRESI BASKANLIGI

Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlügü

Sayi 11395140-105[VUK-1-20178]-129208

11.05.2017

Konu :Yurt disindan tahsil edilemeyen alacaga karsilik ayrilip ayrilmayacagi ve degersiz alacak olarak degerlendirilip degerlendirilmeyecegi.

 

Ilgide kayitli özelge talep formunuz ile, sirketinizin ihracat teslimleri sonucu Ingiltere mukimi bir firmadan 1.424.085,52 GBP alacakli oldugu, firmanin konkordato yoluna gittigi, Ingiltere mevzuatina göre takibata geçemediginiz, alacak davasi açamadiginiz ve konkordatonun sonuçlanmasini beklemek zorunda kaldiginiz belirtilerek tahsil edilemeyen alacak için süpheli alacak karsiligi ayrilip ayrilamayacagi ve degersiz alacak olarak degerlendirilip degerlendirilemeyecegi hususlarinda özelge talebinde bulundugunuz anlasilmistir. Ayrica özelge talep formunuz eklerinin tetkikinden, konkordato yoluna giden borçlu firmanin gerekli resmi bildirimleri bilinen tüm alacaklilara gönderecekleri ile borçlu firmaya atanan müsterek yöneticilerin aciz hali için gerekçelerini ve yönetim stratejilerinin detaylandirilacagi öneri ve raporlarini atanmalarindan itibaren sekiz hafta içinde gönderecekleri anlasilmistir.

(1) 213 sayili Vergi Usul Kanununun 323 üncü maddesinde, "Ticari ve zirai kazancin elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak sartiyla;

1- Dava veya icra safhasinda bulunan alacaklar;

2- Yapilan protestoya veya yazi ile bir defadan fazla istenilmesine ragmen borçlu tarafindan ödenmemis bulunan dava ve icra takibine degmeyecek derecede küçük alacaklar; süpheli alacak sayilir.

Yukarida yazili süpheli alacaklar için degerleme gününün tasarruf degerine göre pasifte karsilik ayrilabilir.

Bu karsiligin hangi alacaklara ait oldugu karsilik hesabinda gösterilir. Teminatli alacaklarda bu karsilik teminattan geri kalan miktara inhisar eder.

Süpheli alacaklarin sonradan tahsil edilen miktarlari tahsil edildikleri dönemde kâr zarar hesabina intikal ettirilir." hükümleri yer almaktadir.

Bu hükümlere göre, ticari kazancin elde edilmesi veya idame ettirilmesi ile ilgili olarak dava veya icra safhasinda bulunan alacaklarla, yapilan protestoya veya yazi ile bir defadan fazla istenilmesine ragmen borçlu tarafindan ödenmemis olan dava ve icra takibine degmeyecek derecedeki küçük alacaklar süpheli alacak sayilmakta ve münhasiran maddede belirtilen sartlari haiz alacaklar için karsilik ayrilmasi mümkün bulunmaktadir.

Ayrica, süpheli alacak karsiligi ayrilmasinda temel unsur, ortada bir alacagin olmasi ve bu alacagin tahsilinin mezkûr maddede belirtilen kapsamda süpheli hale gelmis bulunmasi olup, Kanunun 323 üncü maddesinde bir ayrim yapilmaksizin, ticari ve zirai kazancin elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak sartiyla, dava ve icra safhasinda bulunan bütün alacaklar için karsilik ayrilabilecegi öngörülmüstür. Alacagin yurt içinden veya yurt disindan olmasi bir önem tasimadigindan yurt disindan olan alacaklar için de bu madde hükümleri geçerlidir.

Ancak yurt disindan olan alacaklarin süpheli hale geldiginin ispatlanabilmesi için ticari is yapilan firmanin mukim oldugu ülkenin mahkemelerinde dava açilmasi veya icra takibinde bulunulmasi gerekmektedir.

Bunun yani sira, mahkemeye dava veya icra merciine takip dilekçesinin verilmis olmasi, alacagin dava veya icra safhasina intikal ettigini göstermektedir. Ancak sekli bir basvuru alacagin süpheli sayilmasi için yeterli degildir. Bir alacagin dava veya icra safhasinda oldugunun kabulü için mahkemeye dava veya icra merciine takip için dilekçe verilmis olmasi ve gerek mahkemeye gerek icra merciine yapilan basvurularin ciddiyetle takip edilmesi gerekmektedir.

Öte yandan, konkordato, herhangi bir dürüst borçlunun ödeme teklifinin konkordatoya tabi alacaklilarinin belirli bir çogunlugu tarafindan kabulü ve mahkemenin onayi ile gerçeklesen ve borçlunun, borçlarinin bir kismindan kurtulmasini veya ödeme seklinin borçlu yararina degismesini saglayan, iflasa nazaran yumusatilmis, alacaklilarin esit olarak tatminine yarayan hukuki bir araç/müessesedir. Bu sayede isletmeler konkordatoya tabi borçlarini, elde edebilecekleri zaman süreci içinde icra ve iflas takiplerinden korunmak suretiyle ödeyebilme imkânina kavusmaktadir. Bu bakimdan konkordato, ödeme sekil ve sartlarinda borçlu yararina degisiklik meydana getirir. Ayrica, konkordato bir dava veya icra takibi olmayip, bazen alacagin bir kismindan vazgeçme yerine alacagin vadesinin uzatilarak tamaminin ödenmesi seklinde de olabilir. Dolayisiyla, konkordato alacagi süpheli hale getirmedigi gibi aksine, alacagin (tenzilat konkordatosunda vazgeçilmeyen kismin) tahsil imkanini kuvvetlendirir.

Buna göre, konkordato yoluna gittigini belirttiginiz Ingiltere mukimi firmadan olan alacaklariniz için süpheli alacak karsiligi ayrilmasi mümkün bulunmamaktadir.

(2) Mezkûr Kanunun 322 nci maddesinde, kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artik imkân kalmayan alacaklarin degersiz alacak olacagi, degersiz alacaklarin, bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf degerlerini kaybedecekleri ve mukayyet kiymetleriyle zarara geçirilerek yok edilecegi, isletme hesabi esasina göre defter tutan mükelleflerin bu madde hükmü kapsamina giren degersiz alacaklarini, gider kaydetmek suretiyle yok edecegi hüküm altina alinmistir.

Mezkûr madde uygulamasinda degersiz alacak; kaybedilmis, tahsiline imkân kalmamis, degeri sifira inmis bir alacak olup, alacagin bu durumunun, kazai bir hükümle veya kanaat verici bir vesika ile tevsik edilmesi icap etmektedir. Kazai bir hükümden anlasilmasi gereken, alacagin tahsili için kanun yollarina basvurulmus olmasi, icra takibinin yapilmis bulunmasi, bu müracaatlar ve takipler sonunda, alacagin ödenmeyecegine hâkim tarafindan hükmedilmis olmasi; kanaat verici vesika teriminden ise ödemeyi imkânsiz hale getirmis hal ve sebepler sonucu ortaya çikmis belgeler anlasilmalidir. Alacagin tahsil güçlügünün objektif ve inandirici belgelerle ortaya konmasi degersiz alacak uygulamasi bakimindan önem arz etmekte olup, kanun koyucu tarafindan da, degersiz hale geldigi ileri sürülen alacagin ciddi olarak takip edildigine iliskin çabalarin kazai bir hüküm veya kanaat verici bir vesika ile tevsiki öngörülmüstür.

Vergi Usul Kanunu uygulamasinda kanaat verici vesikalara;

- Borçlunun herhangi bir mal varligi birakmadan ölümü veya 4721 sayili Türk Medeni Kanununun 32 ve izleyen maddelerine göre mahkemelerce borçlu hakkinda verilen gaiplik karari ve mirasçilarindan mirasi reddettiklerine dair sulh hukuk mahkemelerince verilmis bulunan mirasi red karari,

- Borçlu aleyhine alacakli tarafindan açilan davayi borçlunun kazandigina dair mahkeme karari,

- Mahkeme huzurunda alacaktan vazgeçildigine iliskin olarak düzenlenmis belgeler,

- Alacaktan vazgeçildigine dair konkordato anlasmasi,

- Borçlunun dolandiriciliktan mahkûm olmasi ve herhangi bir mal varligi bulunmadigini belgeleyen resmi evrak,

- Borçlunun adresinin saptanamamasi nedeniyle icra takibat dosyasinin kaldirildigini ve yasal süresi içerisinde yenileme talebinde de bulunulmadigini gösteren icra memurlugu yazisi,

- Gerek dogusu gerekse vazgeçilmesi bakimindan belli ve inandirici sebepleri olmak sartiyla alacaktan vazgeçildigini gösteren anlasmalar, (Alacaklinin tek tarafli irade beyani ile alinmasindan vazgeçilen alacaklarin, degersiz alacak olarak zarar kaydi mümkün degildir.)

- Ticaret mahkemesince borçlu hakkinda verilmis ve ilgili masa tarafindan tasfiyeye tabi tutulmus bulunan iflas kararina iliskin belgeler

örnek olarak sayilabilir.

Bu itibarla,  Ingiltere mukimi firmanin konkordato talebinin anlasmayla sonuçlanmasina bagli olarak, varsa söz konusu anlasma kapsaminda vazgeçilen alacak kismi, degersiz alacak olarak kabul edileceginden, Ingiltere mevzuatina göre yetkili resmi makamca konkordato anlasmasinin onaylanarak kesinlesmesini müteakiben, alacagin degersiz hale geldigi (anlasmanin kesinlestigi) yil hesaplarina zarar olarak yazilmasi mümkündür. Ayrica, ilgili ülke mevzuatina göre kesinlesen konkordato anlasmasinin 213 sayili Kanunda öngörülen süreler boyunca muhafaza ve gerektiginde yetkililere ibraz edilmesi gerektigi tabiidir.

Bunun yaninda, Vergi Usul Kanununun 322 nci maddesi uygulamasinda, alacagin degersiz hale geldigi yil hesaplarina zarar olarak yazilmasi gerekmekte olup, ilgili oldugu yilda zarar yazilmayan alacagin sonraki yillarda dikkate alinmasi mümkün bulunmamaktadir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

  (*)     Bu Özelge 213 sayili Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanilarak verilmistir.

(**)   Inceleme, yargi ya da uzlasmada oldugu halde bu konuya iliskin olarak yanlis bilgi verilmis ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmis olan bu özelgeye uygun islem yapmaniz hâlinde, bu fiilleriniz dolayisiyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafiniza vergi cezasi kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktir.